Kuşak Çatışması

Kuşak Çatışması

Gençler ile anlaşmak hem çok kolay hem de çok zordur.

Kendi aramızdaki sohbetlerde de bizim oğlan bana karşı geliyor gibi söylemleri çok sık duyarız.

Oysa daha düne kadar sen de babana karşı geliyordun!

Bu böyle uzar gider…

Kuşak çatışması kaçınılmaz olarak aile arasında meydana gelecektir.

En az hasarla atlatmak için çaba sarf etmeliyiz. Eğer boş verirsek ve sinir ve öfke ile işi çözmeye çalışırsak; unutmayın dışarısı sosyal kanser ajanları ile dolu…

Hatta dışarısı bile değil, ellerindeki telefonlarda bol bol varlar ve kontrol edebilmemiz çok zor!

Gençlerimizi anlamaya çalışmalıyız.

Akademik olarak yazmam gerekirse;

Gencin öncelikle kendisini nereye koyduğu çok önemlidir. Kendi yaşamı ile ilgili kaygı ve beklentileri büyük kişilik dairesinin ilk çemberini oluşturur. Bu çemberin hemen dışında hayatı beraber yaşadığı aile çemberi gelir.

Yetenekleri fark etme, bunların ilgi duyulan alanlarda kullanımı ve geliştirme anlamına gelebilecek tüm değerler bütününü aile içinde kazanırız.

Bu davranış ve kazanım biçimleri yaşadığımız sosyal çevre hayata dair gelişen inançlarımız ile şekillenir.

Bunları da yaşam döngümüzdeki ihtiyaçlarımız, algılarımız ve kaygılarımız etkiler.

Özellikle bizim gibi genç nüfusa sahip ülkelerde ihtiyaç, kaygı ve arzulardaki dengelenme çok değişkendir.

Hızla değişen dünya düzenine ayak uydurmaya çalışırken de farklılaşma nesiller arasında çok değişkenlik arz eder.

Kuşak çatışması denen olgu yaşam stiline göre çeşitli şekillerde görülse de duygu olarak benzerlikler gösterir. Bunlar değersizlik, yetersizlik, anlaşılamam duygusu, birlikte olmaktan zevk almama, uzaklaşma ve yabancılaşma duygusu vs. olabilir.

Örneğin ülkemizde meşhur tabiri ile 80’ler genç olmak ile 2020’lerde genç olmak aynı olgular üzerinde dahi farklılık gösterebilir.

Doğaldır ki, kişiliği 80’li yılların şartlarında gelişen şimdinin ebeveynleri de çocukları ile farklı bakış açılarına sahiptirler. O yıllarda bir gencin dışarı çıkmak istemesine karşı gösterilecek otorite de somut tehditler içeren terör olayları, sokağa çıkma yasakları saha çok olduğu için ebeveynin yaptırım gücü hem daha fazla hem de daha kolay uygulanabilirdi.

Günümüzde ise bir genç gece dışarı çıkma ile ki, buna yetişkin denemesi diyebiliriz. Büyüdüğü mesajı vermek ve bu yolla bireyselleşmesini ortaya dökmek isteyebilir.

Yine o günlerde türlü imkansızlıklar içinde bir şeyleri çaba göstererek kazanmak zorunda kalan gençleri, bugünün anne babaları şimdiki çağa bütün konfor önlerine sunulan ve tüketmeyi öğrenmiş çocuklarını anlamakta doğal olarak zorlanabilirler.

Kısacası diyebiliriz ki, kuşak çatışması beraberce düşünemeyen, değişen şartlara uyumu sağlayamamış ya da tüketim çarkına kendini bırakmış, birbirlerine empatik yaklaşamayan ailelerde daha sık ve şiddetli yaşanır.

Burada en önemli konu empatik körlük yaşamadan kaliteli ve güvenli iletişime açık ve hevesli davranmaktır.

22.01.2024 19:26